Hoşgeldiniz  

54. Yılında Ortaca Katliamına dair…

Muhabir 24 | 06 Haziran 2020 | Alevilik, Genel, Güncel, Kadın, Manşet A- A+

54. Yılında Ortaca Katliamına dair…

Muğla’nın Ortaca ilçesindeki Alevilere yönelik 5 Haziran 1966 yılında gerçekleştirilen katliamın 54. yılında Ortaca katlimını tekrar hatırlamak ve Hakka yürüyen Canları anmak istedik.

Ortaca katliamı; Alevi katliamları söz konusu olduğunda hep unutulan ama Cumhuriyet tarihinde Dersim katliamı sonrası yaşanmış vahşet dolu bir katliamdır.

Ortaca Katliamı’nda dönemin başbakanı Süleyman Demirel (Adalet Partisi) cumhurbaşkanı da Asker kökenli Cevdet Sunay’dır.
.
İkinci dünya savaşında vergisini ödemeyen azınlıkları çalıştırmak amacı ile Muğla Dalaman’da bir “azınlık kampı” kurulması planlanır ve yapımına başlanır. Bu bölge yerleşik durumda olan Tahtacıların (Türkmen Alevi) elinde bulunmaktaydı. Devlet tahtacıları yakında bulunan başka bir tahtacı köyüne Fevziye’ye yerleştirir. Buradan da eski Oritenya mevkine göç ettirir.

O zamanlar bataklık olan bu yer Tahtacı Aleviler tarafından kurutulur ve bayındır hale getirilir. İşte Ortaca’da böylece kurulmuş olur.
1960 yılında devlet Alevi olan Fevziye köyüne yakın olan bir bölgeyi Nurcu Sünnilerin bulunduğu Kızılyurt (günümüzde Güzelyurt) köyünün etrafını Nurcu Sünni olan topluluklara ve onların şeyhlerine (ağasına) verir.

1962 yılında Fevziye köyünden bir kadın ve eşi odun toplamak amacı ile Kızılyurt’a verilen bu bölgenin yakınlarındaki ormanlık araziye girer. Bunu fark eden Nurcu Sünni toluluktan birkaç kişi, “Alevilerin namusu olmaz” diyerek arkalarından giderler. Kadının kocasının ağaca bağlayıp izlettirerek Alevi kadına tecavüz ederler.

Kadın ve eşi köye dönünce durumu anlatır ve köy halkından bir direniş birliği toplarlar. Alevi kadınlar kendilerini korumak için silahlanır. Aleviler ağanın mekanını basar.

Bunun üzerine Ağa, Nurcu Sünni olan topluluklardan bir 16 köyü birleştirip çete kurar. Bu çeteler Dalaman Çayı kenarında pamuk toplayan kadın ve çocukları katlederler.

Katlimın kokusunu alan sünniler yeşil bayrak altında adam toplamaya başlarlar ve sayıları yaklaşık 700 kişiye ulaşır. Nurcu çete, “Bu topraklar bizimdir, Tahtacılar dağınıza gidin” ,”Bir Tahtacı öldüren cennetliktir” sözleriyle Ortaca merkezine yürümeye başlarlar. Önlerine hiç bir güvenlik kuvveti çıkmaz ve merkeze varırlar.

Çete, içinde Alevilerin bulunduğu bir sinemayı basar ve burada 2 kadına tecavüz ederler. Kaçmayı başaran Aleviler kurtulur. Sinema, sahibi ile birlikte yakılır.

Sünni çete gurubu bu kadarı ile yetinmez ve belediye binasını basar. Ortacanın ilk belediye başkanı ve bir Alevi olan Ziya Çavuş’u makamında yakalar ve uzun olan saç ve sakalını keserler. Bir kağıda imza attırarak makamından indirir ve yerine kendi aralarından bir Sünniyi yerleştirirler. Bu olaydan sonra Ortaca ‘da Aleviler kurumlarda seçim kazanamaz.

Selçuklu ve osmanlıdaki gibi Türkiye Cumhuriyeti’nde de Alevi katliamlarında sağır ve dilsizdir. Ortacayı kan gölüne çeviren çeteye göz yummuş silahlanmasına izin vermiştir.
Kızılyurt’la Ortaca merkeze giderken hiçbir askeri güvenlik kuvveti tarafından durdurulmamaları ve belediye binasına yaya olarak 2 dakika uzaklıktaki jandarma karakolunun olaydan 2 saat sonra kuvvet göndermesi Devletin olaya yaklaşımını özetlemektedir.

Bu katliamdan sonra Alevi esnafların çoğu Maraş ve Çorumda olduğu gibi büyükşehirlere göçettirilmiş malları tarlaları ve dükkanları sünnilere hibe edilmiştir..

540 Kez Görüntülendi.
Etiketler:

EN SON HABERLER

© 2020 İkrar Haber Ajansı Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.