Hoşgeldiniz  

Aşık Davut Sulari Kültür ve Sanat Derneği kuruldu

İkrar-HA1 | 05 Ekim 2021 | Alevilik, Dünya, Gençlik, Genel, Güncel Haberler, Kadın, Kültür Sanat, Manşet, Politika, Son Dakika A- A+

Aşık Davut Sulari Kültür ve Sanat Derneği kuruldu

İKRAR – Aşık Davut Sulari’nin muhteşem eserlerini korumak, o eserleri oluşturma amacını anlamak ve eserlerinde gizlenen sır ve mükemmeliyeti anlamak anlatmak için Müzikolog Melih Duygulu öncülüğünde Aşık Davut Sulari Kültür ve Sanat Derneği kuruldu. Derneğin kuruluşunu ilan eden kurucu üyeler “Eğer Davut Sulari’yi anlamak isterseniz sadece Davut Sulari’yi deyişleriyle ve müziğiyle ele almanız yeterli olmayacaktır. Onun beslendiği, yaşadığı, yaşatmaya çalıştığı kültürü, ortamı anlamak zorunluluk halini alacaktır” ifadelerini kullandılar. 

Aşık Davut Sulari Kültür ve Sanat Derneği kurucular kurulu adına gerçekleştirilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı;

Türkiye, halk sanatlarının çeşitli unsurlarıyla bezeli, kadim geleneklerle köprü kurabilen bir ülkedir. Bu sanatların içinde, edebiyat ve müzik birbirinden ayrılmayan ve daima birbirine parelel akan iki ırmak gibidir. Her ikisinin en üst düzeyde buluştuğu bir başka sanat var ki o da: Âşık müziği ve edebiyatıdır. Türkiye’nin âşık müziği ve edebiyatı denildiğinde, birbirinden farklı karakterde meşrep, mezhep, tarzlar içeren bir sanat karşımıza çıkar. Doğudan batıya, kuzeyden güneye ülkenin bir çok yerinde karşımıza çıkan bu sanatın yüzyıllardır isimlerinden söz ettirebilen önemli temsilcileri vardır. Pir Sultan, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Emrah ve daha niceleri… Bu gelenek zamanı aşıp bugün hâlâ devam ediyor.

Geçmişten aldığı kültürü 20. Yüzyılın değişen yaşam koşulları içinde meczeden, âşık sanatındaki büyük gücüyle kendini geniş kitlelere hayran bırakan sanatçıların başında gelir Davut Sularî…

Asıl adı Davut Ağbaba olan Âşık Davut Sulari, geleneksel âşık tipinin hayli dışında yer alır. O, âşıklık geleneğinin kalıplarını zorlayan, müzikte ve şiirde daima yenileşme hareketinin içerisinde yer almış, şöhreti ülke sınırlarını aşmış , kabına sığmaz bir âşıktır. Sözlerinde mânâ âleminin sırlarını; sazının telinde, hakikatin sesini duyuran Sulari, bu kültürün en içli ve aşkın simalarından birisidir. Öyle ki Davut Sulari’de âşk, Hak ile nas arasında yer alan, gece gündüz demeden diyardan diyara dolaşılıp aranır, bulunduğunda da en coşkun haliyle yaşanır.

Eğer Davut Sulari’yi anlamak isterseniz sadece Davut Sulari’yi deyişleriyle ve müziğiyle ele almanız yeterli olmayacaktır. Onun beslendiği, yaşadığı, yaşatmaya çalıştığı kültürü, ortamı anlamak zorunluluk halini alacaktır… Bu yolcukta, kılavuzunuz Davut Sulari olursa çok mekânda konaklamanız gerekecek, mânâ denizine dalıp ıslanmanız kaçınılmaz hale gelecektir…

Sulari’nin ismi eserleriyle daha yüzyıllar boyu yaşacaksa da onu yad etmek, daha geniş çevrelere tanıtmak, yetiştiği çevreyi ve felsefesini genç kuşaklara anlatabilmek içi bir dernek kuruldu. Âşık Davut Sulari Kültür ve Sanat Derneği. Bugüne kadar sesi kulaklarda yankılanan Sulari artık akademik ve nitelikli eserlerle Türkiye’nin kültür zenginliğine paydaş olacak.

 Melih Duygulu

Kurucu üyeler :

Ögr.Gör.Müzikolog Melih Duygulu
Reyhani Ağbaba
Düzgün Murat Ağbaba
Dr. Özgül Ağbaba
Öğr.Gör. Erhan Özdemir
Öznur Sulari
Sevgi Akgün
Nuray Öztürk
Özlem Sulari
Güngör Ağbaba

 

AŞIK DAVUT SULARİ KİMDİR?

Davut Sulari, 1925 yılında Erzincan’ın Çayırlı İlçesi’nde (Mans) doğdu. Baba Veli ile Cezayir Ananın beş çocuğundan biridir. Asıl adı Davut Ağbabadır. Sulari mahlasını soyadı olarak kullanışı ilk gençlik yıllarına rastlar. Bir ara Kemali ve Serhat Aşık mahlaslarını kullandıysa da Sulari mahlasıyla tanınmıştır. Soyadı kanunu çıktıktan sonra sırasıyla Sümmani, Selami ve Sulari soyadlarını alır. Soyadı olarak alınan bu mahlasın pirler dergahında kendisine verildiği rivayet edilir. Davut Sulari, Seyyit Mahmudi Hayrani’nin soyundan gelmektedir ve Kureyşan’lıdır. Böylelikle soyağacı İmam Musa’el Kazım’a, buradan da Hz. Ali ve Hz. Muhammed’e kadar uzanmaktadır.

Sulari’nin dedesi Pir Kaltuk tüm aşiretiyle birlikte Tunceli’nin Nazimiye ilçesi Kureyşanlılar köyünden, Erzincan’ın Tercan ilçesinin Çayırlı (Mans) bucağına yerleşmişlerdir. Çayırlı’nın ilçe olmasının ardından Davut Sulari ve ailesi kendilerini “Çayırlılı” olarak tanımlamaya özen göstermişlerdir. İlkokulu ancak üçüncü sınıfa kadar okuyabilen Davut Sulari asıl eğitimini dedeler ve pirler dergahında alır. İlk eğitimine dedesi Mehmet Kaltık (Kaltuk) Ağa nın yanında başlar. Saz çalmayı da dedesinin teşvikiyle öğrenmiştir.

1938 yılında Baba Mansurlu Gülşah Ana ile evlenir. Daha sonraları bir resmi olmayan evlilik daha yapan Sulari’nin bu evliliklerinden 5 çocuğu vardır.

Davut Sulari, 17 yaşında pir elinden dolu içer ve “badeli aşıklar” kervanına katılır. Sır aleminde kendisine sürekli akıp çağlayacağı için “Sulari” adı verilir. O günden sonra aşk ateşiyle yanıp tutuşan Sulari, kabına sığmaz; sürekli gezmek dolaşmak, yeni şeyler öğrenmek, bildiklerini öğretmek ister. 22 yaşına geldiğinde babası Veli dört oğlunu toplar ve soydan gelen dedelik görevinin hangi oğlu tarafından sürdürüleceğinin kararını vermek ister. Davut Sulari’ye hitaben “madem ki sen bu kadar gezmeyi seviyorsun hiç değilse taliplerin içerisine çık. Ama önce oniki evden oniki post sahibi getireceğim, dördünüzü de sorgu suale çektireceğim. Kim pirlerin mürşitlerin sorduğu soruların cevabını verirse talip içine o çıkacak” der. Davut Sulari erlerin sorduğu her soruya ayrıntılı cevap verir. Pirler bile bu duruma hayret ederler. Baba Velioğlu Davut’un bu başarısı karşısında “Sen Hak’sın yol senindir; talipler içerisine sen çıkacaksın” der ve Sulari’nin “Dedelik” hizmeti böylelikle başlamış olur. Bu olayın ardından Sulari artık atına binecek gurbetin yolunu tutacaktır; ta ki ölümüne kadar ülke ülke, şehir şehir, köy köy dolaşacaktır. Erzincan’ın ve Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki Kureyşan Ocağı taliplerinin yol hizmetini görecek, bu arada dili iyice çözülecek, aşıklık mesleğini en üst düzeyde uygulamaya başlayacaktır.

Davut Sulari, yaşamı boyunca geçimini temin etmek için başlıbaşına bir iş tutmamıştır. Dedelik hizmetinden, konserlerden, plaklardan, özel gecelerden kazandığı paralarla yaşamını sürdürmüştür. 80 kadar plağı ve stüdyo kaydı kasetleri Türkiye ve Almanya’da yayınlanmıştır.

Alevi-Bektaşi inancı ve kültürüne bağlı aşıkların “gezgin aşıklar kolu”nun son temsilcilerinden olan Davut Sulari, yaşamının sonuna değin bu özelliğini sürdürmüştür. Uğradığı yerlerde kendi kültürünü, bilgisini, görgüsünü aktarmış, oralarda rastladığı kültürel öğeleri de dağarcığına alarak sanatını zenginleştirmiştir. 1948 yılında Ankara Radyosuna “mahalli sanatçı” olarak kabul edildikten sonra 1949 yılında İstanbul Radyosu’nda Yurttan Sesler Korosu’nun konuk mahalli sanatçıları arasında yer almıştır. Muzaffer Sarısözen, Halil Bedi Yönetken, Ulvi Cemal Erkin, Adnan Saygun, Nida Tüfekçi, Neriman Tüfekçi gibi müzisyenlerle tanışmış olması, O’nun müzik görgüsünde ve meslek yaşamında etkili olmuştur.

Sulari’nin yaşamının ilk 20-25 yılında politika neredeyse hiç yoktur. O hep bir güzel peşinde koşan, bazen tarikat ilkelerini yaymaya çalışan, Ehli Beyt’e muhabbetini açıkça dile getiren bir “saz şairi”, “aşık’ görünümündedir.

Yine aşıklık mesleğini icra ettiği bir sırada Erzurum’da Ali Rahmani’nin aşıklar kahvesinde yakın arkadaşlarıyla söyleşirken rahatsızlanmış, Erzurumdaki Araştırma Hastanesi’ne kaldırılmış, ancak bütün çabalara rağmen hayata döndürülememiştir (18 Ocak 1985). Son nefesine kadar aşıklık mesleğinin içinde bulunmuştur Sulari. Aşıklık onu yaşama bağlayan temel unsurlardan biridir ama bu çileli yaşama vücudu yenik düşmüştür… Çayırlı’da bulunan aile kabristanında toprağa sırlanmıştır.

 

HABER MERKEZİ

Etiketler:

EN SON HABERLER

© 2020 İkrar Haber Ajansı Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.