Hoşgeldiniz  

Avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için Hastane Önünde Çağrı Yapıldı..

Muhabir 24 | 17 Ağustos 2020 | Genel, Güncel, Manşet, Politika A- A+

Avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için Hastane Önünde Çağrı Yapıldı..

Ölüm orucundaki avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için hastane önünde açıklama yapıldı. Eyleme mesaj gönderen Ebru, “Günde defalarca hemşire, doktor, gardiyan gelip konuşturuyorlar. Boğazımın ağrısı hiç geçmiyor artık. Konuştukça acı veriyor” dedi.

Ölüm orucundaki Ebru, eyleme bir mesaj gönderdi. Ebru’nun mesajını sanatçı Menderes Samancılar okudu. Ebru, mesajında şunları dile getirdi: “Havalandırma hakkı yok. Hapishanede hücre hapsinde olanlar dahi 1 saat çıkar. Açık hava yaşamsal bir ihtiyaçtır. Biz burada pencereyi bile açamıyoruz. Bir pervane var, cereyanlı hava üfürüyor bize. Tepemizde klimalar sürekli ses. Hava kupkuru. Temizlik için kimyasallar artık rahatsız ediyor. Günde defalarca hemşire, doktor, gardiyan gelip konuşturuyorlar. Boğazımın ağrısı hiç geçmiyor artık. Konuştukça acı veriyor. Jandarma sizin girdiğiniz camlı kapının ardında duruyor. 24 saat göz gözeyiz. Cımbız, ayna, tırnak makası yok, içeri almamışlar. Hapishanede çok rahatmışım. Sevgiler.”

Mesajı paylaşmasının ardından tek taleplerinin Ebru ve Aytaç’ın ölmemesi olduğunu söyleyen Menderes, avukatların adil yargılanma haklarının sağlanması çağrısında bulundu.

Samancılar’ın paylaşımının ardından Eşber Yağmurdereli konuştu. Yağmurdereli, mesleğinin 50’inci yılında olduğunu bunca yıldır adil olma beklentisinin hiçbir zaman gerçekleşmediğini ifade ederek,

“Ama yine de mücadelemiz sürüyor. Demokratik bir ülke, yaşam ortamı için demokrasi güçleri olarak mücadelemiz devam ediyor. 2 avukatın koşullarını göz önüne aldığında adil bir toplum için mücadelenin yanında Adalet Bakanı’na sesleniyorum: en azından bu insanlar bırakılsınlar. Hava alamadıklarını söylüyorlar. Hava alabilsinler. Hava almak insanın en temel asgarî şartıdır. Hava alma noktasında bile ölüm orucunda olan insanlara uygulanan yöntemlerin adil olmadığı bir yana insanî olmadığını da açıkça söylememiz gerekiyor. Derhal bu insanlar bırakılsınlar. Avukatları ziyaret eden kişilerin eline verilen kağıtlar yerine mahkemeler huzurunda anlatsınlar her şeyi. Adil yargılanma taleplerini mahkemelerde zikretsinler ve insanlar bu ülkede demokratik haklarını alabilmek için hayatlarını riske sokmasınlar” ifadelerine yer verdi.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven de konuşmasında ölüm orucunda olan avukatların çığlığını duyarak hastane önüne geldiğini ifade etti. Kendisinin de ölüm orucunda olan avukatlar gibi adalet ve hukuk talebiyle “tecrit insanlık suçudur, ortadan kalkmalıdır” diyerek 200 gün açlık grevinde kaldığını anımsatan Leyla, “Kuşkusuz bu eylemler önemlidir. Avukatlar bedenleri dirhem dirhem eriterek topluma bir mesaj veriyor. Yarınlara daha güvenle bakabilmemiz için ‘adalet’ diyorlar. Bu ülkede ana muhalefet lideri ‘adalet’ diyerek, bir ay yol yürüdü. Bu ülkede HDP ‘adalet ve demokrasi’ diyerek günlerce yürüyüş yaptı” dedi.

Leyla devamında ise şöyle konuştu: “Acılar birdir, acıları ayrıştıramayız. Oğlunun cenazesi kargoyla gönderilen anne ile Ebru ve Aytaç’ın annesinin arasında bir fark olmadığını bilmek zorundayız. Biz cezaevlerinde ölüme terk edilen on binlerce politik tutsağın farkının olmadığını bilmek zorundayız. Tecride ‘hayır’ derken de, ‘Ebru ile Aytaç yaşasın’ derken de bir olacağız. Biz ancak bu ruhu yakalarsak bu mevcut faşizan iktidarı durdurabiliriz. Evet, çok açıkça söylüyorum; Türkiye’de faşizm var. AKP-MHP iktidarı nezdinden bu ülke halklarına faşizm dayatılıyor. Ama Türkiye halkları bunu hak etmiyor.”

“Yanımda 12 Eylül’den bugüne kadar faşizmden çok ağır bedel ödemiş olan Eşber abi var. Eşber abi bir tarih gibi yanımda duruyor” diyerek 12 Eylül koşullarını hatırlatan Leyla, sözlerini “O devrimci ruh mutlaka kazanacak. Türkiye’de hak edilen demokratik ve özgür yaşamı mutlaka kuracağız. Ebru ve Aytaç’ı yitirmeden bir araya gelerek daha çok ses çıkarmalıyız. Devlete bu sesi duyurmalıyız. Devlet sağırları oynayarak böyle bir olay yokmuş gibi yaklaşıyor. Bugün bu hastanenin önünde 50 bin olursak, devlet bunu yok sayamaz. Dolayısıyla diyorum ki; geç olmadan el ele yürek yüreğe verip, tecride ve her türlü baskıya da hayır diyelim. Bu mümkündür. Bunu yapabiliriz. Bunagücümüz var. Yeter ki yan yana duralım. Bu ülkenin tarihine yeni bir kara leke geçmesin. Gelin Ebru ve Aytaç’ı yaşatalım. Gelin gerçek adaleti sağlayalım. Buna ihtiyacımız var. Bu ülke bir mozaiktir. Bu ülkede yıllardır Kürtler yok sayılıyor. İşte bunların hepsine dur demek ortak bir mücadele ile mümkündür. Diğer arkadaşlarımızı yaşatamadık ama bu arkadaşlarımızı yaşatabiliriz. Yeter ki birlikte hareket edelim” diyerek noktaladı.

220 Kez Görüntülendi.
Etiketler:

EN SON HABERLER

© 2020 İkrar Haber Ajansı Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.