Hoşgeldiniz  

Cem Şahin’den İKRAR için özel yazı; “Kötülük mü Kazanacak?”

İkrar-HA1 | 14 Ocak 2023 | Dünya, Gençlik, Genel, Güncel Haberler, Kültür Sanat, Manşet, Politika, Son Dakika A- A+

Cem Şahin’den İKRAR için özel yazı; “Kötülük mü Kazanacak?”

İKRAR –

Kadim bir olgu olan kötülük problemi her çağın en korkulu pratiği olagelmiştir. Kötülük onu icra edenden çok maruz kalana daha büyük etkilerde bulunur şüphesiz. Kötülük eden bilerek ya da bilmeyerek kötülük yapmasa dahi ne yaptığının sonucunu ancak nesnesine bakarak kavrayabiliriz. Kötülük geçmiş zamanlardan bu yana bir dolu tutumla tanımlanmış, kötü olan her vakit zalimlikle eş düzeyde bir kavramla anlaşılmıştır. Politik kötülük çerçevesi ile çitlenecek yazının ana bağlamı uğradığımız hak ihlallerinin çokça kötülük olduğunu anlatma üzerine kurgulanacak, her hak talebinin de kötülüğü azaltan kolektif iyilik hallerinin büyütülmesi ile ilişki bir düzeyde olduğu savunulacaktır. Kötülüğü çalıştıran mekanizmanın her türlü iktidar yapısı olduğunu söylemekle başlamak yerinde olacaktır. Zira iktidar, tahakküm kurmak istediği bütün dinamiklerin en kötü hasmıdır. Çeşitliliği ile iyiliği çoğaltmaya çalışanların önündeki en büyük set, demokrasi kültürünü tüm farklılıklara ulaştırmaya çalışanlara en kalın duvardır. 

Politik iyilik durumunu büyütecek bütün kurumlara patolojik bir kötülük haliyle yönelen mevcut iktidar yapıları toplumları frangmante parçalarla birbirinden ırâk kılarak izole etmekte, hikayelerini aktarmalarına engel olarak düşmanlığın sürekliliğini sağlamaktadır. Farklı olmanın olumsuz sonuçları olacağı varsayımı üzerinden mobilize olan iktidar, tekçi ve kendine tabi manzumeler yaratarak her farklılığı bu despotik özdeşlikte eritmeye çabalıyor. İnşa edilen aynılık rejimiyle herkesi tektip birey formuna sokan iktidar, kendiyle benzeşmeyen her çıkışı tehdit unsuru olarak görerek en hızlı şekilde bertaraf etmekte, ya sev ya terk et düsturuyla fark arz eden bütün toplumları da terörize etmektedir. Yani kötülüğün uzantıları olan düşmanlık, kutuplaşma, ırkçılık, ayrımcılık, cinsiyetçilik ve tüm şiddet biçimlerinin koşullayıcısı ve yeniden üreticisi iktidar ve onun hakikat rejimidir. Bu rejimin açığa çıkardığı rezonans merkezden çevreye, tavandan tabana yayılarak gündelik davranış setlerinin bütün hususiyetlerini saptamakta, kötülük iktidarın bedeninden salınarak diğer mikro bedenlerin hepsine musallat olmaktadır.

Peki bunca savaş, göç ve ayrımcılığın yarattığı kötü öykünün nerelerden türetildiği çok açık değil mi ? Açık ise yapılacak olan da bunun nesneleri olarak görülen öteki kimliklerin her türlü kötü duygunun travması ile boğuşarak ve karşı koyarak güçlenmesi, örgütlü bir itiraz ile politik iyilik halini bütün öteki direniş biçimlerine aktarmasından geçmektedir. Karl Marx 1848 yılında Friedrich Engels’le birlikte kaleme aldığı Komünist Manifesto adlı eserde “Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir” demiştir. Biz bunu bir sınıfın bütün ezilen sınıfları tahakkümü altına almak için her türlü kötülüğü yapan bir güç odağı olarak da tercüme edebiliriz. Sınıflar üzerinde mutlak denetim arzulayan güç odakları her türlü kirli yöntemi devreye sokarak kötülük iktidarını tarih boyunca farklı kerterlere taşımış, kolonyal vahşilikleri sonucu öteki kimlikler ve ezilen sınıflar üzerinden her türlü şer planını eksiksiz uygulamıştır. Bunca kötülük, seçici bir azınlığın iyiliği değil lakin iyi yaşam koşullarını tekeline almak için yapılmıştır. Kötülüğe maruz bırakılanlar ise kötülüğü büyütmek yerine tüm iyi düşlerin yaşam havzasına dönüşmüş ve hala da bu havzayı genişletmeyi arzulamaktadır.

 

Yazının başında da dile getirdiğimiz üzere iktidarın büyümesi adına oluşturulan kötülük mecburi istikamettir. Kendini korumanın tek yolu ezici çoğunluğun iyiliğini büyütmesine engel olmak, kendi iyiliklerini başkalarının iyiliklerine öncel kılmaktır. Ezilen cinsel kimliklerden, uluslara, mezheplere ve ekolojik bütün hayat parçalarına reva görülen kötülük tarihinin arkasında bu tür bir baskı hikayesinin olması çok anlaşılır olmalıdır değil mi ? Sanıyoruz ki en çok bundan düzenin sürekliliğini sağlamasının tek yolu kötülüklerin istikrarlı şekilde uygulanmasına bağlanmıştır. Kurgulanmış yaşam tarzına uyum sağlamayanlar her dönem olduğu gibi bu dönem de kötü iktidar yapılarının şiddetine muhatap bir gündelik keşmekeşe sıkıştırılmışlardır. Bu çağın iktidarı da her iktidar gibi kendi iyiliği uğruna tüm ezilenleri kötülük çıkmazında boğmaya çalışarak ömür uzatmaya, iyiliği büyütmeye çalışanları olağanca gücüyle bastırmaya uğraşmaktadır.

Her zaman olduğu gibi kötülük bize değil iktidara aittir. Ve her şeye rağmen biz iyiliğin ve direnişin öyküsünü yazmaya devam etmeli, her türlü kötülüğü dışarda tutarak mücadelemizi bütün iktidar odaklarına karşı korumalı ve çoğaltmalıyız. Kötülüğün nerden ve nasıl geldiğine dair politik bir bilinç oluşturmalı, her türlü ırkçı, ayrımcı ve cinsiyetçi kötülüğün iktidar ve onun icracıları tarafından dolaşıma sokulduğunu bilerek hareket etmeliyiz. Birbirimize karşı yapacağımız en büyük kötülük bu tür politik kötü tanımlamaları boşa düşürmemek olacaktır. Bundandır özgür demokrasi gerçeğinin savunuculuğunu yapmanın esasları bu tür kötü hikayelere karşı daha fazla yan yana gelerek boşa düşürülebilir ancak. Şu an en ufak hak talebini büyütecek karşı duruşları dahi kendi kötü yöntemleri ile sindirmeye çalışan bir politik atmosferle karşı karşıyayız. Gerçi Türkiye ezilenleri için durum bunun evvelinde de çok değişik seyretmemekteydi. Fakat özellikle bu dönem dozu daha da koyulaşmış bir baskı makinası ile cebelleşmekteyiz. Politik iyiliği bütün bağlarıyla savuşturmaya teşne bir iktidar güncelliğiyle baş etmek bu dönem diğerlerine göre biraz daha zor gibi görünse de umudu haykırmaya çalışanlar hep varlar. Gözaltı, tutuklama, tehdit, dayak, linç ve her türlü muamele ile sonuç alınmaya çalışılsa da iyilik ve direniş bu savaşı mutlak olarak kazanamamış lakin yenilmemiştir de.

 

CEM ŞAHİN

Etiketler:

EN SON HABERLER

© 2020 İkrar Haber Ajansı Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.