Hoşgeldiniz  

İktidarın gizli askeri örgütlenmesi… SADAT

İkrar-HA1 | 10 Temmuz 2022 | Dünya, Genel, Güncel Haberler, Manşet, Politika, Son Dakika A- A+

İktidarın gizli askeri örgütlenmesi… SADAT

İKRAR – 2012 yılının Eylül ayında, Türkiye’deki bazı TV kanallarının ana haber bültenlerinde yeni kurulan bir şirketle ilgili art arda haberler yayımlandı.

Bahsedilen, alışılageldik türden bir ticari şirket değildi. Ülkede ilk kez, askeri alanda faaliyet gösterecek bir özel şirketin kuruluşu duyuruluyordu. Şirketin kurucusu emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi’ydi ve şirketin adı SADAT’tı. Tanrıverdi, röportajlarında Milli Savunma Bakanlığı’ndan onay beklediklerini ve sonrasında Müslüman ülkelere hizmet vermeye başlayacaklarını belirtiyordu.

Şirket kısa süre sonra faaliyetlerine başladı. Ancak SADAT yıllar boyunca, bitmek bilmez şekilde çok çeşitli iddia ve eleştiriye konu olacaktı. Peki SADAT tam olarak nasıl bir şirket? Neden bu kadar çok tartışılıyor?

SADAT’ı incelemek için önce özel askeri şirketler kavramını anlamakta ve dünyadaki örnekleri ele almakta fayda var.

Konunun uzmanlarına göre her ne kadar özel askeri şirketlerin bir türü olan paralı askerliğin geçmişi Roma İmparatorluğu dönemindeki lejyonelere kadar uzansa da ‘özel asker şirket,’ modern döneme ait bir kavram.

Özellikle de 1990’larda bu şirketlerin hızlı bir şekilde büyüdüğü görülüyor.

BBC Türkçe’ye konuşan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Prof. Dr. Filiz Zabcı bu dönemdeki büyümeyi, Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında Batı ülkelerindeki milyonlarca askerin emekli olması, neo-liberal politikalarla güvenlik alanının özelleştirilmeye başlanması ve savaş teknolojisinin değişimi gibi nedenlere bağlıyor.

Bu şirketlerin devletin güçsüzleştiği, çatışmaların olduğu alanlarda görünür hale geldiğini, Yugoslavya iç savaşının bunun ilk örneklerinden olduğunu söylüyor.

Özel askeri şirketler; eğitim, istihbarat, danışmanlık, lojistik destek, operasyonel destek ve çatışma sonrası destek gibi değişik hizmetler sağlıyor.

Sözleşme yoluyla çalışıyorlar.

MPRI, Dyncorp, Wagner, adını Academi olarak değiştiren Blackwater, Sandline, Vinnel Corporation; dünyanın önde gelen askeri şirketleri arasında yer alıyor.

Rus Wagner ise Libya ve Ukrayna’daki rolü nedeniyle son dönemde gündemde.

Prof. Dr. Zabcı, özellikle Irak savaşı sonrası bu şirketlerin büyük bir tartışma konusu olduğunu belirtiyor ve bu konuda Blackwater şirketinin Irak’taki insan hakları ihlalleriyle ilgili tartışmaların altını çiziyor.

Zabcı’ya göre bu şirketlerle ilgili en büyük sorunlardan biri, bunlarla ilgili uluslararası hukuk düzenlemelerinin yetersiz olması.

Zabcı, güvenlik alanındaki neo-liberal politikalarla son on yıllarda özel güvenlik şirketlerinin de büyüdüğünü, örneğin Türkiye’de de özel güvenlik şirketi personeli sayısının polis sayısını geçtiğini aktarıyor.

Zabcı, SADAT’ın bir özel askeri şirket ya da özel güvenlik şirketi olarak tanımlanabileceğini; bu iki şirket türü arasındaki farkın hâlâ tartışma konusu olduğunu söylüyor.

SADAT ise sitesinde kendini, “Uluslararası savunma alanında danışmanlık ve askeri eğitim veren ilk ve tek Türk Özel Askeri Şirketidir” diye tanımlıyor.

Adnan Tanrıverdi de Bosna savaşındaki bir ziyareti sırasında Batılı özel askeri şirketlerin faaliyetlerini öğrenmesi sonrası kafasında bir şirket fikrinin canlandığını anlatmıştı.

Ancak başından beri SADAT’ın ticari olduğu kadar siyasi bir yönü de bulunuyor.

ASSAM, 2017’de İslam Ülkeleri Birliği Deklarasyonu’nu kamuoyuna duyurdu.

Basın açıklamasının son cümlesi şöyleydi:

“İslam ülkeleri birliği oluşmasını engelleyecek tutum ve girişimlerin olması halinde askeri güç kullanarak birlik hükümlerinin kullanılması yetkisinin, İslam ülkeleri birliği parlamentosunda olmasını kabul eder ve zaruri buluruz.”

ASSAM’ın bu birlik projesine dair bir Anayasa taslağı da bulunuyor.

Taslakta, devletin adı ASRİKA İslam Devletler Birliği olarak tanımlanıyor.

Yasama ve yargı yetkisi, İslam hukuku yani şeriat hükümlerine dayandırılıyor.

ASDER’den nasıl ASSAM doğduysa ASSAM’dan da SADAT doğdu.

SADAT, ASSAM’ın fikri temelleri üzerine, ASSAM’la aynı logoyu kullanarak 28 Şubat 2012’de kuruldu.

Bu; Arap Baharı’nın Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da etkilerinin sürdüğü, Libya’ya askeri müdahalenin yapıldığı ve Suriye’de iç savaşının derinleştiği bir dönemdi.

Adnan Tanrıverdi, NTV’de yayımlanan röportajında Müslüman devletlere hizmet vermek istediklerini belirttikten sonra ekliyordu:

“Suriye’den kimin talebine cevap vermek isteriz? Meşru kabul ettiğimiz muhalefetin. Silah ve malzemenin temini konusunda bizden talepler var.”

SADAT ile ilgili iddia ve eleştiriler de kurulur kurulmaz başladı.

İlk iddialar da Suriyeli bağlantılıydı.

Aydınlık gazetesi, bu tür iddiaları ilk gündeme taşıyan yayınlardandı.

Sonradan Vatan Partisi adını alacak olan İşçi Partisi’ne yakın olan gazete, SADAT’la ilgili ilk haberini şu başlıkla duyuruyordu: “İstanbul’un göbeğinde ‘yasal kontrgerilla merkezi: SADAT”

Haberinde spotunda ise “TSK’dan atılan irticacı askerler Suriyeli çeteleri eğitiyor, silahlandırıyor” ifadeleri vardı.

15 TEMMUZ VE TANRIVERDİ’NİN YENİ GÖREVİ

15 Temmuz darbe girişiminden kısa bir süre sonra SADAT’taki görevinden ayrılan Adnan Tanrıverdi, Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlığı görevine getirildi.

Bu gelişmeyle SADAT’la ilgili tartışmalar farklı bir boyut kazandı.

Ocak 2018’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan bir güvenlik toplantısında Tanrıverdi, MİT Başkanı Hakan Fidan’ın yanında oturuyordu.

Bu dönemde, SADAT ile iktidar arasındak

GİZLİ ASKERİ ÜS İDDİALARI

İddia ve eleştirilerin önde gelenlerine bakalım.

SADAT’ın Türkiye’de askeri kampları bulunduğu ve kendine ait silahlı ekipleri olduğu, önemli iddialar arasında.

İYİ Parti lideri Meral Akşener de 2018 yılında bu tip bir iddiada bulunmuş, 2018 seçimleri öncesinde güvenilir kaynağın kendisine Konya ve Tokat’ta SADAT’a ait olduğu söylenen kamp fotoğraflarını gösterdiğini açıklamıştı.

Bunun üzerine başlatılan soruşturmada herhangi bir delile ulaşılamadığı belirtildi ve takipsizlik kararı verildi.

Tanrıverdi hem Türkiye’de hem dünyada kamplarının ve silahlı ekiplerinin olmadığını savunuyor:

“Türkiye’de kesinlikle herhangi bir eğitim vermedik şimdiye kadar. Dünyanın hiçbir yerinde kendimize ait veya kiraladığımız veya bize tahsis edilmiş bir eğitim merkezi hiç olmadı. Bir ülkeye hizmet veriyorsak o ülkenin askeri kışlalarında veya eğitim merkezlerinde veriyoruz bu eğitimleri.”

Akşener ilerleyen yıllarda fotoğraflarla ilgili söylemini sürdürecek ve o dönemle ilgiliyse “Bir deşifreydi yaptığım. Bir süre bu konu kapandı. Türkiye için korku unsuru olmadı” diyecekti.

i ilişkinin ne olduğuna dair tartışmalar da yoğunlaştı.

Tanrıverdi, “Mehdi” konusundaki bir açıklamasının yarattığı tartışmalar ardından 2020’de bu görevden ayrıldı.

Ancak SADAT’la ilgili tartışmalar hiç bitmedi.

Bu tartışmaları konuşmak üzere SADAT’ın İstanbul, Beylikdüzü’ndeki genel merkezine gittik.

Burada SADAT Yönetim Kurulu Başkanı, ASSAM Yönetim Kurulu üyesi ve ASDER üyesi Melih Tanrıverdi ile görüştük.

Burası aynı zamanda ASSAM’ın da genel merkezi.

Girişte SADAT dışında ASSAM ve Yunus Uluslararası Doğa Sporları Kulübü’nün tabelaları bulunuyor.

AKP VE SADAT İLİŞKİSİ

SADAT’ın Adalet ve Kalkınma Partisi ile gizli ve özel bir ilişkisi olduğu iddiası da sık sık gündeme getiriliyor.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun SADAT’la ilgili iddialarına cevaben şunları söyledi:

“SADAT’ın yöneticileri, kendileriyle yakından, uzaktan hiçbir alakam olmadığı halde bunu adeta bizim şu anda kullandığımız darbeci kuruluş olduğunu söyleyecek kadar bu başkan terbiyesizleşiyor.”

Melih Tanrıverdi, doğrudan da dolaylı olarak da AKP ile bir ilişkilerinin olmadığını savunuyor.

Tanrıverdi AKP ile SADAT’ın vizyonlarının uyuşup uyuşmadığıyla ilgili “Uyuştuğu görülen yerler olabilir ama beraber bir çalışma içinde yürütülen çalışmalar değil bunlar” diyor.

Ancak ASSAM Başkan Yardımcısı, emekli Albay Ersan Akgün’ün AKİT TV’deki bir programında söylediği şu sözler dikkat çekiyor:

“Biz Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsından dolayı onun peşinden gitmiyoruz. Bu ülkeye koymuş olduğu icraat ve uygulamalarıyla, Türkiye’yi getirmiş olduğu şahlanış düzeyini, Afrika’nın umut ışığını, o ağlayan, suya hasret olan Afrikalı o çocukların, kaburgaları sayılan genç kardeşlerimizin hepsinin umutları, ışıkları Recep Tayyip Erdoğan olduğu için biz bu ülkenin sevdalısı olarak ona destek vermek istiyoruz.

“İstanbul belediye seçimlerinde yapmış olduğumuz hatayı, ders vereceğiz diye kendimizi atmış olduğumuz bu ateşi lütfen önümüzdeki seçimlerde merkezi iradeye göstermeyelim.”

LAİKLİĞE DÜŞMAN BİR ASKERİ ÖRGÜTLENME

Laiklik konusu ve İslam Devletleri Birliği projesi de Sadat’la ilgili önemli tartışmalar arasında.

Tanrıverdi, “Siz laikliğe karşı mısınız?” sorusuna “Laikliğe karşı değiliz” yanıtını verdikten sonra ekliyor:

“Biz zaten laik bir ülkede yaşıyoruz. Ama laikliğin 28 Şubat döneminde uygulanma şekline karşıyız tabii ki. O yanlış bir uygulamaydı ama günümüzdeki laiklik uygulamasıyla ilgili bir sıkıntımız yok.”

ASRİKA İslam Devletler Birliği projesini hatırlattığımızda Tanrıverdi şunları söylüyor:

“ASSAM kongrelerinde, İslam ülkelerinden akademisyenleri davet ediyoruz. Akademisyenler, bu kongrelerde yayımladıkları bildirilerde, İslam ülkeleri birliğinin laik olması değil de İslam hukukuna göre yönetilmesi gerektiğine kaniler, dolayısıyla bunlar da dokümanlarımıza bu şekilde yansıyor.”

Konuşma şöyle ilerliyor.

“Ama siz o görüşte değil misiniz?”

“Ben de o görüşteyim. İslam hukukunun laikliğe zarar getiren bir tarafı yok.”

“Çelişki görmüyorsunuz?”

“Çelişki görmüyorum. Bugünkü uygulama, Türkiye’deki bugünkü laiklik uygulamasının İslam hukukuyla çelişen bir tarafı yok.”

15 TEMMUZ’DA SADATLILAR DARBECİ ASKERLERİ ÖLDÜRDÜLER İDDİASI

SADAT üyelerinin 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasında silahlı bir şekilde rol oynadığı da öne sürülüyor.

SADAT yetkilileri bu iddiaları da reddediyor.

Ancak SADAT’ın kardeş kuruluşu ASDER’in Genel Başkanvekili Emekli Albay Mustafa Hacımustafaoğulları’nın ilerleyen yıllarda bir TV röportajında söylediği şu sözler ise farklı yorumlara neden oluyor:

“ASDER darbe önleme planını biz o gece yürürlüğe soktuk. Bunu da ilan ediyoruz. Eğer böyle bir şeye tenezzül ederlerse, önleme değil, bir dahaki uyguladığımız plan, ASDER’in darbe önleme ve taarruz planı olacak. Hâlâ o aymazlığa devam ederlerse sonlarının çok daha kötü olacağını buradan ilan ediyorum.”

 

BBC TÜRKÇE SERVİSİ

HABER MERKEZİ

Etiketler:

EN SON HABERLER

© 2020 İkrar Haber Ajansı Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.