Hoşgeldiniz  

Kobane Davası: Figen Yüksekdağ “Garibin ahı indirir şahı”

İkrar-HA1 | 21 Aralık 2021 | Dünya, Gençlik, Genel, Güncel Haberler, Kadın, Manşet, Politika, Son Dakika A- A+

Kobane Davası: Figen Yüksekdağ “Garibin ahı indirir şahı”

İKRAR – Kobane Davası’nın 8’inci duruşması Sincan Cezaevi’nde gerçekleştirildi. 21’i siyasi tutsak 108 siyasetçinin sanık olduğu dava da HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ konuştu. üksekdağ, “Biz bu koşullarda nasıl savunma yapalım? ‘Susma hakkı’ diyorsunuz, tehdit tehdit üstüne biz bu tehditlere pabuç bıraksaydık burada olmazdık. İsterseniz bu talimatları yerine getiririz ama bizi tek sıra haline getiremezsiniz. Biz bu duruşmaya çıkıyorsak kendimize ve halkımıza olan saygımızı koruyabilmek, kendi sorumluluğumuzun gereği olduğu için çıkıyoruz. ‘Susma hakkını kullanacağız’ diyorsunuz biz boyun eğmeme hakkımızı kullanıyoruz” diye konuştu.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile harekete geçen savcılar tarafından ivedi bir şekilde açılan ve tutsak siyasetçilerin de dahil edilerek tutukluluk sürelerinin uzatılmasına vesile olmak adına hızlı bir dava ile başlayan iddianame hazırlığı kapsamında 8’inci duruşma gerçekleştirildi. HDP Eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ çok çarpıcı beyanlarda bulundu.

“CİNAYETTİR KATLİAMDIR”

HDP Eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ konuşmasına Cezaevinde uğradığı tecavüz ve şiddet ile gündeme gelen Garibe Gezer’i anarak başladı. Garibe Gezer’in intihar etmediğine inanan Yüksekdağ;

“Elbette bulunduğumuz cezaevinde bir süre önce yaşamını yitiren Garibe Gezer’i saygı ve rahmetle anarak başlamak istiyorum. Garibe Gezer’in ölümü Türkiye’deki yargı ve cezaevi sisteminin insanlık dışılığının çok somut çok açık ve güncel resmidir. Son bir hafta içerisinde cezaevlerinden çıkan 4 cenaze, biri intihar olmak üzere diğerleri hasta mahpuslardır. Türkiye’deki yargı sisteminin, cezaevi sisteminin geldiği insanlık dışı noktayı kelimelerle tarif etmekte zorlandığımızın kanıtıdır. Çok açık bir cinayettir, katliamdır bunu belirtmek istiyorum.”

“HAPİSHANELERDEN DAHA KAÇ CENAZENİN ÇIKMASI GEREKİYOR?”

“Garibe’nin ölümü aynı zamanda siyasi iktidarın ve yargı sisteminin halklara, Kürtlere, kadınlara bakış açısının ve onlara duyduğu düşmanlığın, nefretin, husumetin resmidir. Her gün yeni ölümler yaşanıyor, öldürmekle doymayan, zulmetmekle tatmin olmayan bir siyasi iktidar pratiği ve saldırganlığı ile yüz yüzeyiz. Ben buradan bizi dinleyenlere, o en tepedekilere, Saray’da oturanlara ve Saray’ın yamacına korumlanmış kesimlere sormak istiyorum; daha kaç kişiyi öldürdükten sonra doyacaksınız? Kana, ölüme doymanız için hırsınızın, nefretinizin tatmin olması için daha kaç Garibe’nin, Deniz’in ölmesi gerekiyor? Hapishanelerden daha kaç cenazenin çıkması gerekiyor? Bu soruya sınırsız bir açlıkla cevap vereceklerine eminim. Doymuyorlar, açlar ölüme, zulme doymuyorlar. Ülkeyi kendileriyle beraber felakete sürükleyen iktidar, onları bu kadar aç gözlü, hırslı, ölüme ve zulme doymaz hale getiriyor.”

“BİZE SİYASETTE DİZ ÇÖKTÜREMEDİLER”

“Bize siyasette diz çöktüremediler, mert bir rakip olarak davranmadılar. Bizi karakola çektiler, yargılıyorlar. Üç kuruşluk saygınlıkları bile varsa yerin dibine girecek. Biz sonuna kadar halkın bu erdemliliğini savunmaya devam edeceğiz. Bu halkın soylu değerlerini hatırlayacaklar, hatırlatacağız. Biz konuşmaya, söylemeye, halkımızın değerlerini savunmaya devam edeceğiz.”

“HALKIMIN İRADESİNİ TEMSİL EDİYORUM”

“Bu duruşmada sizin belirlediğiniz sınırlar içerisinde konuşmak zorunda mıyım ben? Değilim. Siz bizi darbecilerle, IŞID’le aynı kefeyle koyarak tarafınızı belirleyip altını kalın bir kalemle çizmişsiniz. Bu dava öyle bir dava değil. Mahkeme salonunda gördüğünüz her bir insan, sadece vekiller değil, MYK üyeleri, siyasetçiler hepsi seçilmiştir. Hepsi meşru, yasal bu ülkenin seçme seçilme kapsamında seçilmiş ve bu sorumluluğu tescil edilmiş insanlardır. Bu dava da siyasi bir intikam davasıdır. Tarafınızın altını çizmişsiniz. IŞİD yargılamaları için Türkiye’de örnek veremiyorsunuz, çünkü Türkiye’de bir tane IŞİD ana davası yok. Teker teker alınıyorlar, gözden ırak duruşmalar görünüyor, ön kapıdan giriyorlar birkaç ay sonra arka kapıdan çıkıyorlar. Bir tane bile IŞİD davası yok. Olmadığı için Fransa’dan örnek veriyorsunuz. Fransa yargısı Türkiye yargısını sollamış, olsa dükkanın kapısını sonuna kadar açardınız ama öyle bir yargı yok. Onlara kullandığınız yargılama unsurunu bize karşı kullanamazsınız. Ben hala mahkeme salonlarında da olsa halkımın iradesini temsil ediyorum, sadece şahsım adına konuşmuyorum ben sadece Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak sadece Gültan Kışanak değil. Bu koşullar içerisinde bize uygun koşulların hızlı bir şekilde uygulanması konusunda isteksiz davranıyorsunuz.”

 

KIŞANAK: “AYSEL’İN BAŞINA GELEBİLECEK HER ŞEYDEN SİZ SORUMLUSUNUZ”

Yüksekdağ’dan sonra söz alan, yerine kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak “Geçecek bunlar eninde sonunda geçecek. Mazlumun ahı kalmayacak bizler de burada onurlu mücadelede yürüyüşün bir parçası olmaya çalışıyoruz” dedi.

Garibe Gezer’in kendileriyle aynı cezaevinde yaşamını yitirdiğine dikkati çeken Kışanak “Biz bundan haberdar olamadık. Ta ki akşam saatlerinde Meclis’te arkadaşlarımız dile getirene kadar. Hepimiz sarsıldık. Garibe boyun eğmedi, zulme boyun eğmedi. Biz bu zulmün tanığıyız. Garibe’nin yaşamını yitirmesi bir kadın cinayetidir. İster kendi yaşamına son vermiş olsun isterse de birilerini eliyle yaşamına son vermiş olsun, bu bir cinayettir. Bir kadın böylesine geleneksel yöntemlerin bu kadar yüksek olduğu bir yerde çıkıp tacize, tecavüze uğradım dediyse ve bir şey yapılmamışsa başta iktidar, Adalet Bakanlığı, savcı, cezaevi idaresi herkes bundan sorumludur” dedi.

Kışanak özetle şunları söyledi:

 “CEZASIZLIK POLİTİKASI POLİTİK TERCİHTİR”

“Kadınların çığlıkları duyulmadı. Kadın bunu söylemişse bir yerde bir şey vardır, bir saldırı vardır. Bizi koştur koştur bu duruşma salonlarına çağırıyorsunuz ya keşke Garibe’yi de çağırıp sorsaydınız. Ama bunu yapmadınız. Bir kere bile Garibe Gezer ifadeye çağrılmadı. Tanıklar dinlenmedi ve olay örtbas edilmeye çalışıldı. Bu nedenle bu bir kadın cinayetidir. Eğer siz bir hukuk insanıysanız bu sizi de ilgilendirir. Hukuk, adalet normlarının sizin için bir anlamı varsa Garibe’nin ölümünün de bir anlamı vardır. Cezasızlık politikası bir politik tercih, bir iktidar politikasıdır”

“CEZAEVLERİ TABUTLUK, İŞKENCE MEKANIDIR”

“Bu ülkede bir insan ‘dur’ ihtarına uymadığı için öldürülür mü? Biz hukuku, adaleti korumaya çalışıyoruz, kendimizi değil. Devletin can güvenliği altında olduğu söylenen bir kadın böylesine bir şey yaşamış ve beyanı bile alınmamış. Orası suç yeri. Süngerli oda suç yeri. Bana süngerli odada bunu yaptılar dedi ama Kandıra Cezaevinin süngerli odası gıcır gıcır yeniden yapıldı ve işlenmeye devam ediyor. Hasta tutsaklar cezaevlerinden tabutlarla çıkıyor bizler de birer tabutun içinde yaşamaya çalışıyoruz. Cezaevleri tabutluktur, bir işkence mekanıdır. Yanı başında bir insan ölüyor ve sen bundan haberdar olamıyorsan bu bir tecrittir ve cezaevlerinin suç mekanı olduğunun göstergesidir”

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak’ın konuşması sonrasında mahkeme heyeti duruşmaya bugün devam etmesi üzerine ara verdi.

 

 

 

Dava bugün de devam edecek…

Ayrıntılar Geliyor…

 

HABER MERKEZİ

Etiketler:

EN SON HABERLER

© 2020 İkrar Haber Ajansı Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.