Hoşgeldiniz  

Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin “Dağınık bir toplum yok olmaya mahkumdur”

İkrar-HA1 | 04 Aralık 2021 | Alevi Haberleri, Alevilik, Çocuk, Dünya, Gençlik, Genel, Güncel Haberler, Kadın, Kültür Sanat, Manşet, Politika, Son Dakika A- A+

Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin “Dağınık bir toplum yok olmaya mahkumdur”

İKRAR – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda Okmeydanı Cemevi Başkanı olan Zeynel Şahin, iktidarın başlatmayı planladığı Alevi açılımı ile ilgili İKRAR Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. Şahin “Aleviler olarak bizim tanınmaya ihtiyaç duymak gibi derdimiz yok, tanısalar ne olacak tanımasalar ne olacak. Önemli olan biz Alevilerin kendi ibadethanelerimize sahip çıkması ve buraları ibadethane olarak kabul etmemizdir. Aksi ne Aleviler için ne de Alevi kurumları için tanınma resmiyet kazandırmak gibi bir gayretimiz yok. Biz bu ülkenin vatandaşları olarak en temel haklarımızı talep ediyoruz” dedi.

Okmeydanı Cemevi’nin yürüttüğü hizmetler hakkında da bilgiler veren Başkan Zeynel Şahin, Alevi kurumların örgütsel mücadelesinin ne denli değerli olduğunu, bugün iktidarın dahi bu çizgiye saygı duyduğunu belirterek birlikteliklerin daha çok güçlendirilmesi ve bu birlikteliklerin Alevi kurumlarını güçlendirdiği buna binaen de Alevi yurttaşların seslerinin yükseldiği ve yıllardır verdiği mücadelenin daha anlaşılır olduğunu belirtti. 

 

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin ile gerçekleştirilen röportaj;

 

AKP’nin Alevilerin İbadethanesi olan Cemevleri’ni Kültür Merkezi olarak resmiyet kazandırması hakkında görüşleriniz nelerdir?

Cemevlerimizin ibadethane mi Kültür Evi’mi Aleviler dışında kimse karar veremez. Cemevleri ibadethanelerimizidir. Biz öyle diyorsak öyledir. Bu konuda Aleviler başkalarının mabetlerine farklı isimler koymadğı gibi bizim cemevlerimize de başkalarının isim koymaya ne hakkı nede haddi vardır. Bu kapsamda dediğim gibi Alevilerin ibadethanesi Cemevidir. 

Cemevlerinin Kültür Merkezi olarak tanınması sonrasında Dedelere ve Cemevi görevlilerine Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından maaş bağlanmasının getireceği sorunlar neler olur?

Önce bir konu da anlaşmamız lazım, pazarlık yapılacak bir durum yok. Resmi statü talebimiz cemevi mi olacak? Kültür Evi mi? Önce bunun ismini koymamız gerekiyor. Şimdi daha Cemevlerinin statü konuları hal edilmemişken cemevlerimizde görevli veya diğer tüm giderlerin devlet bütçesinden karşılanacağını belirtip bu meyilde politiika izlemek doğru değildir. Cemevlerimizin birçoğunda dedelerimizin maaşları veya diğer giderler lokmalar aracılığı ile karşılanıyor. Bu maddi hesaplar üzerinden Alevi kurumlarını korkutmaya çalışıyorlar. Benim şahsi düşüncem kurumlarımızın inancımızın değerleri olan dedelerimizin maaşlarını veya ihtiyaçlarını adını nasıl koyarsanız koyun karşılaması gerekir. Zaten ben eğer dedelerime sahip çıkamıyorsam kurumsallaşmamın bir anlamı yok ki… O yüzden dedelerimize, yolumuzun değerlerine ve ulularının yükünü biz alevi kurumları olarak üstlenmeliyiz. Yoksa maalesef ki görüyoruz çeşitli bölgelerden dedeler diyanetin memuru oluyorlar. Diyanet istediği konuyu, muhabbeti ve ya herhangi bir şeyi cemlerde dedeler aracılığı ile yayacak. Ve bu da Aleviliğin kendi öz değer yazgısına ihanet olur. Alevi kurumlarının önemli bir kısmında bu sorun yaşanmasa da ben kendi giderlerimizi kendimiz tarafından karşılanması yanındayım. 

Alevilerin yıllardır sürdürdüğü mücadelenin 20 yıla yakın bir süredir sürdüğü iktidar (AKP) nezdinde karşılığının ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Aleviler var oldukları süreden bugünlere kadar hep iktidarların karşısında olmuş, zalimlerle mücadele etmiştir. Üzülerek belirtiyorum ki bu mücadele mazisinde başarılı olduğumuzu söyleyemiyorum. Bugün ki iktidar zamanında Diyanet’in bizlere daha ağır hakaretlerde bulunmuş, Bizlere Ebu Suud fetvalarını yeniden gündeme getirmiştir. Alevilerin varlığını haklarını yok saymış gasp etmişlerdir. Aleviler şunu çok iyi bilmeleri lazım 20 yıllık hükümet bizlere büyük baskı uygulamaktadır. Hiç bir Alevi çocuğu resmi kademelerde çalıştırılmamaktadır. Hakaretler bu hükümet döneminde daha çok artmış ve cezasız kalmıştır. 

 

Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesinin Alevi toplumu üzerindeki etkisi ne olur?

Bu hükümet Cemevlerini ibadethane olarak kabul etmez. Adam diyor bu ülkede müslümanların ibadethanesi camidir. Ben de diyorum ki Müslümanlık bu değildir. Sen hüküm veremezsin. Herkez özgürce dilediği gibi dilediği yerde ibadet eder, edebilir. Bu anayasal olarak bir haktır ve bu iktidar bu hakka saygı duymak zorundadır. Bunların kabul edip etmemeleri çokta önemli değil önemli olan bizler ne istiyorsak nereyi istiyorsak odur. Önemli olan bizim düşüncemizdir. Bu iktidar yada toplumlar ibadethanemizi tanısalar ne olur tanımasalar ne olur?

Okmeydanı Cemevi olarak uzun bir süredir yürüttüğünüz inançsal hizmetin Kültürel çalışma olarak sınıflandırılmasının sizde ki karşılığı nelerdir?

Cemevlerimizde inancımızı yürüteceğiz. İnancımızın gerekliliklerini kültürel faaliyetlerden uzak tutuyoruz. Cami de kültürel çalışmalar olur, nikah yapılır, Kuran kursu verilir cemaatle sohbetler edilir mevlüt okunuyor. Bunların bir çoğu kültürel çalışmadır. O zaman diyebilir miyiz Camiler Kültür Evidir. Bizim onlardan farkımız bizler yedi gün 24 saat açığız. İnsanlarn menfaatine ne gerekiyorsa onları yapıyoruz. Paneller, etkinlikler dinletiler… Çocuklara tiyatrolar sinemalar düzenliyoruz. Salonlarımız yemekhanelerimiz dershanelerimiz var. Camilere saygımız sonsuzdur ama onlar hepsini ibadet yerinde yaparlar aslında onların da Bizim cemevlerimiz gibi yeni yapılan yerlerde bölümler ayrılıyor. Genişliyorlar ve ibadethanelerin sadece dini amaçlarla donanılmayacağını onlar da anladılar. 

 

Alevilerin yıllardır sürdürdüğü inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık mücadelesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yüzyıllardır sürdürdüğümüz inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık haklarımız mücadelesini bazı siyasi partilerin arka bahçesi olmaktan yapamıyoruz. Halkımız bu konuda sınıfta kalmıştır. Bireysel çıkarları için bir çok kurumumuz taviz vermektedir. Bunu inkar edemeyiz onun için ben şahsen böyle devam ederse bırakın hak almayı elimizle tuttuğumuzu da kaybedeceğimizi düşünüyorum. Gidişat onu gösteriyor. Bunu kimse inkar etmesin bu kadar dağınık bir toplum hakkını kaybetmeye mahkumdur.

 

HABER MERKEZİ

 

Etiketler:

EN SON HABERLER

© 2020 İkrar Haber Ajansı Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.